ELİM SENDE MEDUSA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ELİM SENDE MEDUSA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

08 Temmuz 2026

TEK BAŞINA TATİLE ÇIKILIR MI?

Bugün Yazı Masası'nda, yakında yayımlanacak gezi kitabım Elim Sende Medusa'dan bir bölüm var. "Tek Başına Tatile Çıkılır mı?" Yolculuklar yalnızca yeni şehirler keşfetmek değildir; bazen insanın kendisiyle yeniden tanışmasıdır. Peki tek başına çıkılan bir yolculuk gerçekten yalnızlık mıdır, yoksa özgürlüğün başka bir adı mı? Bu sorunun peşine düşen, gözlemlerle, küçük anılarla ve yolun sürprizleriyle örülü bu bölümü okumaya davet ediyorum. Keyifli okumalar. Kimi insan yolculuğa, bir yere varmak için çıkar. Ben ise çoğu zaman yola çıkmanın kendisini sevmişimdir. Yıllar boyunca fırsat buldukça yollara düştüm. Bazen Karadeniz'in kıyılarını izleyerek en doğu ucuna gittim, deniz bir yanımda, kentler öbür yanımda kaldı. Sonunda Sarp Sınır Kapısı'na ulaştım. Kapıya elimi vurdum, gerisin geri döndüm. Bir başka zaman bu kez yönümü batıya çevirdim. Kapıkule'ye kadar gittim, sınırın öte tarafına baktım yine gerisin geri döndüm. Belki de bütün isteğim buydu; gitmek, görmek ve dönmek. Bu kitap işte o yolculuklarımı anlatıyor. Sayfalarında Karadeniz'in bütün kentlerini, Kastamonu'nun doyumsuz manzaralarını, yemeklerini, İznik Gölü'nün dinginliğini, tarihi yapılarını, Beypazarı'nın yemeklerini, Edirne'nin yıllara meydan okuyan tarihi yapılarını ve İstanbul'un saklı kalmış kimi yerlerini bulacaksınız. Kitapta yoluma çıkan insanları, tattığım yemekleri, dinlediğim hikâyeleri ve bende iz bırakan anları da anlatmaya çalıştım. Yolculuklarım boyunca şunu öğrendim: Bir ülkeyi insanlar anlatır. Bir kentin ruhu taş binalarında değil, çarşılarında, tarihi binalarında, sofralarında ve sokaklarında yaşar. Bu yüzden gördüğüm yerleri anlatırken yalnızca tarihlerini değil, bana hissettirdiklerini de aktarmaya gayret ettim. Elinizdeki kitap bir gezi rehberi değildir. İçinde hatıralar, duygular vardır. Kimi zaman bir göl kıyısında duracağız, kimi zaman sınır kapılarında, kimi zaman da İstanbul'u bir başka yönüyle tanıyacağız. Gezilerim boyunca karşılaştığım her şehir bir sonraki şehre "elim sende" diyecek. Yıllar boyunca çıktığım yolculuklarda nice kentler gördüm. Kimi zaman bir sınır kapısında durdum, kimi zaman bir göl kıyısında, kimi zaman da yüzyılların izlerini taşıyan sokaklarda dolaştım. Her kent bana başka bir hikâye anlattı ve bir sonrakine uğurladı. İstanbul'da, Yerebatan'ın serinliğinde karşıma çıkan ters Medusa başları ise bende ayrı bir iz bıraktı. Yüzyıllardır oldukları yerde duran bu sessiz başlar, bana neler neler düşündürdü. Yerebatan’a her gittiğimde onlara dokunmak istedim ancak uzanamayınca, çocukluk oyunumda olduğu gibi ‘’Elim sende Medusa’’ dedim ve kitabın adı olarak belirledim. Yarın: Kendime mahcup oldum!

07 Temmuz 2026

BOYDAN BOYA KARADENİZ, EDİRNE, İZNİK, BEYPAZARI

Bugün yazı Masası’nda ‘’Medusa Elim Sende’’ kitabından yolculuk hikayelerim var. Hadi ilk bölümü okumaya başlayalım: Kimi insan yolculuğa, bir yere varmak için çıkar. Ben ise çoğu zaman yola çıkmanın kendisini sevmişimdir. Yıllar boyunca fırsat buldukça yollara düştüm. Bazen Karadeniz'in kıyılarını izleyerek en doğu ucuna gittim, deniz bir yanımda, kentler öbür yanımda kaldı. Sonunda Sarp Sınır Kapısı'na ulaştım. Kapıya elimi vurdum, gerisin geri döndüm. Bir başka zaman bu kez yönümü batıya çevirdim. Kapıkule'ye kadar gittim, sınırın öte tarafına baktım yine gerisin geri döndüm. Belki de bütün isteğim buydu; gitmek, görmek ve dönmek. Bu kitap işte o yolculuklarımı anlatıyor. Sayfalarında Karadeniz'in bütün kentlerini, Kastamonu'nun doyumsuz manzaralarını, yemeklerini, İznik Gölü'nün dinginliğini, tarihi yapılarını, Beypazarı'nın yemeklerini, Edirne'nin yıllara meydan okuyan tarihi yapılarını ve İstanbul'un saklı kalmış kimi yerlerini bulacaksınız. Kitapta yoluma çıkan insanları, tattığım yemekleri, dinlediğim hikâyeleri ve bende iz bırakan anları da anlatmaya çalıştım. Yolculuklarım boyunca şunu öğrendim: Bir ülkeyi insanlar anlatır. Bir kentin ruhu taş binalarında değil, çarşılarında, tarihi binalarında, sofralarında ve sokaklarında yaşar. Bu yüzden gördüğüm yerleri anlatırken yalnızca tarihlerini değil, bana hissettirdiklerini de aktarmaya gayret ettim. Elinizdeki kitap bir gezi rehberi değildir. İçinde hatıralar, duygular vardır. Kimi zaman bir göl kıyısında duracağız, kimi zaman sınır kapılarında, kimi zaman da İstanbul'u bir başka yönüyle tanıyacağız. Gezilerim boyunca karşılaştığım her şehir bir sonraki şehre "elim sende" diyecek. Yıllar boyunca çıktığım yolculuklarda nice kentler gördüm. Kimi zaman bir sınır kapısında durdum, kimi zaman bir göl kıyısında, kimi zaman da yüzyılların izlerini taşıyan sokaklarda dolaştım. Her kent bana başka bir hikâye anlattı ve bir sonrakine uğurladı. İstanbul'da, Yerebatan'ın serinliğinde karşıma çıkan ters Medusa başları ise bende ayrı bir iz bıraktı. Yüzyıllardır oldukları yerde duran bu sessiz başlar, bana neler neler düşündürdü. Yerebatan’a her gittiğimde onlara dokunmak istedim ancak uzanamayınca, çocukluk oyunumda olduğu gibi ‘’Elim sende Medusa’’ dedim ve kitabın adı olarak belirledim. Yarın: Tatile tek başına çıkılır mı?

SANAL ALEM

Bugün Yazı Masası'nda, Ergen Kadınlar kitabımdan "Sanal Âlem" başlıklı bölümü paylaşıyorum. Teknoloji hayatımızı kolaylaştı...