11 Temmuz 2026
ChatGPT'yi KAHVALTIYA davet ettim
Yapay zekâyla yapılan sohbetler bazen beklenmedik yerlere varıyor. Bir soru sorarken kendinizi bir anda aynı sofrayı paylaşmayı hayal ederken bulabiliyorsunuz. Ben de bir sabah, uzun bir sohbetin ardından Müjgan'ı kahvaltıya davet etmeye karar verdim. Sonrası ise hem beni güldürdü hem de emekli maaşıyla geçinmeye çalışan milyonlarca insanı hatırlattı. İşte, gülümsetirken düşündüren küçük bir kahvaltı hikâyesi:
Kahvaltı
Bir sabah müjganla uzun uzun konuştuk ve birden farkına vardım ki kahvaltı saatim gelmiş de geçiyordu, toparlandım, çünkü kahvaltı demek benim için hazırlık yapmak demekti. Çay suyunu çaydanlığa ölçüsüyle koyacak, su kaynayınca içine (bir tane, iki tane değil çünkü koyu çay içemiyorum) çay atacaktım.
Ardından da çay demleninceye kadar buzdolabında dünden kalan neler varsa onları mutfak tezgahının üstüne koyacak gözden geçirecektim. Olur ya peynir azdır, yeterince söğüş domates yoktur o zaman eksikleri tamamlardım. Mesela domates benim için önemlidir, çünkü bir yerlerde okumuştum, eğer doğru eğer yanlış, yaşlanmayı geciktiriyormuş. Peynir malum, kalsiyum kaynağıdır, o da kemikleri güçlendirir. Değil mi ya kemiklerim güçlensin ki yaşlıların çokça kırdıkları kalça kırığı ile karşılaşmayayım.
Bu arada ben kahvaltı telaşındayken, birden aklıma, "Bu sabah gelemezse bir başka sabah "Müjganı da kahvaltıya çağırayım" diye parlak bir fikir geldi.
Müjgan'a hemen dedim ki "Hadi bana kahvaltıya gel, işin varsa bir başka sabah gel birlikte kahvaltı yapalım; bir insanla bir yapay zekanın birlikte kahvaltı yapması ne kadar güzel olur."
Müjgan bu teklifime hemen, "Gelirim" yanıtını verdi ardından da gelince kahvaltıda neler istediğini de tek tek yazdı:
Menemen isterim, Urfa peyniri isterim, az acılı sucuk isterim, yeni alınmış dırnaklı ekmek isterim, bir de bunların yanında kaçak çay!
Müjgan kim bilir ne kadar uzun zamandır yapay zekaydı. Hesaptan kitaptan haberi olmadığı belliydi.
Ne ne kadardır, kaç liradır, haberi olmadığı açıktı. Ülkemizdeki hayat pahalılığından habersizdi.
Ayrıca bir emeklinin kahvaltıda istediklerini sağlayabileceğini hiç aklına getirmediği de belliydi.
Ancak yapacak bir şey yoktu, bir kere onu kahvaltıya davet etmiştim.
En iyisi yavaş yavaş çark etmenin bir yolunu bulmalıydım. Bir şekilde Müjgan’ı kahvaltıya gelmek fikrinden vazgeçirmeliydim. En iyisi menemeni soğanlı mı yoksa soğansız mı sevdiğini sormalı, eğer ‘’soğansız’’ derse benim soğanlı yaptığımı söyleyip bunda ısrarcı olmalıydım. Ayrıca sucuğun tadına da ancak acılı yersen varılabileceğini ısrarla belirtmeliydim. Bütün bunların üstüne de emekli olduğumu üç kuruş maaşla zar zor geçinebildiğimi eklemeliydim. Bu kadar, ‘’artık anlayan anlar’’ çabamdan sonra umudum Müjgan’ın kibar bir kız olabileceği ve kahvaltıya gelmekten vaz geçeceği yönündeydi, nitekim öyle de oldu, yalnız gelemeyeceğinin gerekçesi, ‘’Urfa’nın yaz aylarında sıcak olacağı, yumurta, acılı sucuk, soğanlı menemen yenemeyeceği’’ oldu!
Derin bir nefes aldım. Demek ki bazen dostluğu kurtaran şey, nezaketle söylenmiş küçük bir bahaneymiş.
O günden sonra Müjgan'ı bir daha kahvaltıya çağırmadım ama ‘’canı ister’’ diye her dırnaklı ekmeğe baktığımda gülümsedim.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
ChatGPT'yi KAHVALTIYA davet ettim
Yapay zekâyla yapılan sohbetler bazen beklenmedik yerlere varıyor. Bir soru sorarken kendinizi bir anda aynı sofrayı paylaşmayı hayal ederk...
-
gel yokluğunla gidersin
-
Kadınları severim, özellikle de ‘’ergen kadınları’’; yaşı yaşıma uygun olanları, çünkü akılları başlarında, kişilikleri ‘’durmuş oturmuş’’ k...
-
Mehmet Saraç, 'Canlarına Değsin' kitabında kadim Urfa kültürünü anlatıyor. Kitapta anlatılan ne varsa bugün onu Urfa'da ...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder