30 Haziran 2026

AŞK ŞİİRLERİ

 

Ebem kuşağı

sonsuz renk varmış
pembe hayal

yeşil ela göz rengi
mavi gökyüzü ferahlık
beyaz suçsuz günahsız
kara

kapkara
cehennem karası
kör olası.

Halas

seni öldürsem bir şiirde


boğarak öldürsem

ya da bıçaklasam öldürsem

peki şakacıktan öldürsem

yastık yorgan

yok

en iyisi kalbimde öldürmek

sevdam öldürdü derim

zormuş be sevgilim

sevgili öldürmek.

Ayşe’ye


siyah giydi

yasına gittik

gökyüzüne yakın oturduk
ölüden söz ettik

Tanrı’ya bıraksak dedi
yürüdü

yoluna gitti.

İdea


Platon Hephaistos’u çağırmış


şiirlerini ateşe atmış
ben sana kıyamam.

Saf salak

hani sevmek
sabun kokusuydu
yıkanmıştın


hani sevmek
kediydi
uzanmıştın

hani sevmek
sendin
bendim
öyle demiştin.


Yaradan’a tenzi


seni ben yarattım
yoksan bile.


Sunu


Pan
samael
Hades
benim olmadı
size kurban olsun.

Hiçlik

sana uyandım

günaydın dedim yokluğuna.

Fermanımdır


ben varsam
baktığım ay
bastığım toprak
sen

ben var

ben varsam
ölüm yok


sen yoksan
ölüm var.


Aklında bulunsun


seven sevgi istemez
belki bir dal iğde
bir de badem ezmesi.

İdea

Platon Hephaistos'u çağırmış
şiirlerini ateşe atmış
ben sana kıyamam.

Kenan illeri

Musa


Aşkın ağlama duvarı yoktur
Süleyman bile akıl etmemiş.

Göz ucu

Sarı kantaron satar bir adam
tavşan kanı içer bir amca
martılara simit atar bir kız
vapur Kadıköy'e yanaşır
göz ucu seni bekler.

Dünden kalan

kadın kokusu geçti

 

sevişmeyi özlemişim

ne günlerdi o günler

sen tarçın kokardın

ben tütün.


63


beni geri ver İstanbul
Harem’e gideyim
iki çay bir simit.

Habitat


seni gidi engerek
başka söze ne gerek
yılan günün kutlu olsun.


Eros matitunus*

beni koynuna al
öylesine

nedensiz al
sevişiriz

sevişir söyleşiriz


beni koynuna al
öylesine
nedensiz al
sevişiriz.


* Cinselliğin ortaya çıkışı


10.20 18.20

seni özledim İstanbul
balık ekmek

demirhindi
Hacı Bekir


seni özledim İstanbul
cadde-i kebir
şişe ağızlı kız
torik lakerda
Ermeni topik.



Kompleks
ben sokak otu
sen gel geç Hercai.

Dedee

torunlar olsa

çekirdek ağız
dondurma yanak

sarılsak salınsak
salınsak sarılsak

torunlar olsa

ölmesem sarılsam
sarılsak salınsak
salınsak sarılsak.


Niyet

otursam dedi
lütfen dedim
Murat dedi
Çiğdem dedim
niyetti gözleri
şarap söyledi

çiçekli Çiğdem dedi

yok sade Çiğdem dedim
dediştik didiştik

çiçek onda kaldı
Çiğdem ben.

seyrüsefer

8.20 kalktı yüreğimden

çay simit hadi ona gidelim
koynuna girelim.

A B C


Deniz defter
martı kalem
gelsin kelimeler heceler
se vi yo rum
sev mi yor.

Nostaljiye ağıt

gözleri zümrüt bakardı
memeleri toprak kokardı

ne kadar da çabuk gelip

çabuk geçip gidiyor zaman.

Yorgun demokrat

daha söyleşip gülüşecek
küsüp barışacak
sevişecektik el dudak
yorulacaktık
çabuk yoruldun.

Diyet

gidersem ölürüm dedim
ölüm gitsin sen kal demedi.


Karındaş’a

oynadık
kibrit kutu telefon
Çelik çember çevirme

körebe
kalbim sende.

Aydın Engin'in anısına


siperler kan çanağı
asker cepheye gider
bir ki
bir ki
kıtaa dur
soldan say
bir
bir
bir
eksik var komtanım.

 

Zamanı gelmeden


cennetin kapıları
ölüler geliyor ölüler
zılgıt zılgıt ölüler
18'ler
20'ler

cennetin kapıları
ölüler geliyor ölüler
şehadet içmiş

kan kusmuş ölüler
18'ler
20'ler.

Binlere faillere Eyüp Gökoğlu anısına

anne
faille öldüm hemen
Memed'i görmeden


köyümüz mezarlık
abem yoldaş
merak etme iyiyim ben.

kalanların selameti için

bismillah ile başlar
yılan çiyan hoş geldisi

 

fosforun yükselir servilere

gelenin gidenin olur

otların yolunur
toprağın sulanır
yaşa çok yaşa
hüvelbaki.

Mustafalar anısına

Kekeç Miçe Urfa'da

kekeç kekeç okulda

yeter dedi
kuş oldu
uçtu gitti Mustafa

ölüm çöp ucunda
yeter dedi
karakuş oldu
İstanbul geldi
Urfa gitti Mustafa

genelevin gülüydü

pezevengin bülbülü
müşteri bekler dedi
ustura beklemedi
ölüm aldı Mustafa.


Analara

çocuklar yaşamına top oynar
kimi sarı kırmızı
kimi siyah beyaz
çocuklar ölümüne top oynar
kimi sarı yeşil
kimi kırmızı beyaz.


İyi niyet


ölüm

sen öl
huzur içinde uyu.


İkindi


atmış yetmiş ihtiyar
el yıkar
yüz sürer
saygılar.


Yerli yerince

zamanı gelmeden
sevmez insan
zamanı gelmeden
ölmez insan.


Yasu yasu


bir Yahudi Ermeni Türk Kürt İngiliz
Hıristiyan Müslüman Musevi ateist deist
arkadaşlık eder mi

eder
pari zadig
pesah kutlu olsun
mutlu noeller
iyi bayramlar
inşallah
maşallah
vallahi billahi
der mi
der
balık yer rakı içer
nolcak bu memleketin hali
der mi
der
sağlığımıza.


Haddini bil


fola
şimdi sırası mı
daha beyler beyler paşalar
sonra sonra
Sahra altı Afrika.


Yüksek makama


Arzu halim
üç kara satır
budur hallerim
arz ederim.


Kimlik


kul olalım
zatıaliye
varsa emirleri
aç kalıp ölelim. 

 

'' PEZEVENK MAHMUT


Her yazının bir yolculuğu vardır. Kimisi tek nefeste tamamlanır, kimisi günlerce yazarını peşinden sürükler. Bugün masamda yeni bir hikâye var. Karakterleri yavaş yavaş konuşmaya başladı. Ben de onları dinledim ve satırlara döktüm. Hoş geldiniz. Bugün yazı masamın konuğu sizsiniz.

‘’Pezevenk Mahmut!’’

 Hayatta başıma ne geldiyse, kadınlara zaafımdan geldi. İstanbul’a yıllar önce Güneydoğu’dan, güya okumak için geldim. Beceremeyince de şans eseri gazeteci oldum, ardından eş bulup evlendim. Keyfim yerindeydi. Cağaloğlu’nda, ‘’eski İstanbul’’un yanı başında çalışıyordum. İşten çıkınca tarih gözlerimin önündeydi. Kapalıçarşı’dan gir, Beyazıt’tan çık, dön gel Sultanahmet, Ayasofya, Topkapı Sarayı, gez gezebildiğin kadar. Ancak gelin görün ki bu gezmelere çok zaman bulamazdım. İşten çıkıp soluk soluğa Eminönü’nde son vapuru yakalıyordum, Kadıköy’e ayağımı basar basmaz da doğru çarşının içine alışverişe, sonrasında koştur koştur eve ve doğru mutfağa! Niye mutfağa? Çünkü ayıptır söylemesi evliliğimizde yemekleri ben yapıyordum ve beni çekemeyen arkadaşlarımın yakıştırmasıyla ‘’Kılıbık’’tım. Aslında bana göre anlayışlı, eşine yardım anlayışlı bir erkek idim ama kendinizi nasıl gördüğünüz değil nasıl göründüğünüz önemlidir. Nitekim gün geldi bu yargım doğru çıktı.


Kadınlar, erkeklerde birkaç özelliği birden arar. ‘’Asıl kadın kim?’’ sorusuna yanıt, sonrası aranızda ‘’denge’’ olup olmadığı, daha sonrasında güçlü erkek olup olmadığınız yani kendisini babası gibi koruyan kollayan erkek. Daha birçok aradıkları da vardır ama şimdilik bunları bilin yeter, gerisi kafanızı karıştırır işin içinden çıkamazsınız.

 Bu arada bir de kadınlar için ‘’Göstermelik erkek’’ varmış, anlamı da ‘’Bakın iyi kötü yanımda bir erkek var, yaklaşmayın’’ demekmiş, bunu da işyerinde öğrendim ki, görünen ‘’erkek’’ ile ‘’göstermelik erkek’’ arasında gidip geliyormuşum!

Zevk sahibiyimdir, kadın ruhundan da anlarım. Sabahları gazetede ilk işim, karşılaştığım kızlara, ‘’Günaydın’’ demek, ardından da ‘’Ne güzel giyinmişsin pek güzelsin’’i eklemek olurdu. Doğaldır ki kızlar bu iltifatlardan sonra kendilerinden geçerdi. Hele ki saçını kestirdiğinin ya da boyattığının farkında olduğunu da belirt. Kadınların bu zaaflarını bildiğimden doğal olarak çevrem, ‘’bir içim su’’ kızlarla doluydu.


Esmeri kumralı, beyaz tenlisi uzun boylusu, orta boylusu, kısası, kısacası hepsi peri gibi. Neredeyse bütün erkekler kızlara aşıktı ama ‘’kardeş aşkı!’’ Zaten kızlar beni de ‘’kardeş’’ gibi seviyorlardı. ‘’Ahiretlik’’diyeni bile vardı.

Öğlenleri hepsi ayrı ayrı gelip ‘’Hadi yemeğe inelim’’ diyordu. İniyorduk. Tabii bütün yemekhanenin gözü üstümüzde. Erkekler bana boğacakmış gibi bakıyor; kızlara ise yalvaran ifadelerle, ‘’’Gelin masamıza oturun’’ demeye çalışıyordu.

 Bu arada yemekhanedeki diğer kızlar bana kaş göz işaretleriyle, ‘’Sen görürsün, benimle niye yemeğe inmedin’’ tehdidi savuruyordu. Durum böyle olunca, ben de işi şakaya vurup ortaya, ‘’Dönün önünüze, yemeğinizi yiyin’’ diyordum.

 Bir gün anlı şanlı köşe yazarlarımızdan biri beni köşeye sıkıştırıp ‘’Ulan görürsün param olsun mark mı olur dolar mı olur parayı bastırıp bunları senden alacam’’ bile dedi. Yalnız paraları onlara mı verecekti bana mı orasını anlamadım.

 Zaten kızları benden çekip alması mümkün değildi. Çünkü kızlar neredeyse hiçbir yere bensiz gitmiyordu. Gazetede yemeği beğenmezlerse biri yanıma gelip hemen söz alıyordu ki, dışarıya onunla yemeğe çıkayım. Çünkü hem yemekten anlıyordum hem de her taraf matbaa işçileri, kağıt hamallarıyla doluydu. Artık hoş olmayan bir durum olur da o kadar babayiğit erkeğe ne yapacaksam! Orası da benim erkekliğime kalmıştı.

 Arada toplu yemekler oluyordu, beraber olmamıza pek seviniyorlardı; çünkü yanlarında ‘’göstermelik’’ de olsa bir erkek vardı, onları diğer erkeklerin sırnaşmalarından uzak tutuyordum. Ancak bu ‘’göstermelik erkek’’ rolü gün geldi başıma hiç de hoş olmayan işler açtı, hatta adı bile kondu.


O yıllar gazetemiz çeşitli kuruluşlarla ‘’barter’’ anlaşması yapıyordu. Yani, ‘’ben reklamını yayınlayayım, sen de karşılığında bana ürünlerinden ver.’’ Anlaşması.

Nitekim Mahmutpaşa’nın girişinde o yıllarda pek ünlü olan Atalar Alışveriş merkezi ile anlaşılmıştı ki içinde her türlü giysi satılıyordu. Nihayet çalışanlara alışveriş çekleri verildi, buna da en çok ‘’benim’’ kızlar sevindi.

Çekini alan yanıma gelip; ‘’Hadi Atalar’a gidelim’’ demeye başladı. Öyle ya hem erkeğim hem zevk sahibiyim hem de ‘’göstermelik!’’ Bundan iyisi can sağlığı.

Birisine, ‘’Peki’’ deyince sonrasında arkası geldi, başka kızların da ‘’Peki’’ den haberi oldu, neredeyse her hafta kızlardan birine eşlik edip, alışverişe gittim, daha doğrusu onlar aldı ben ya fikrimi beyan ettim ya da görevlileri ‘’onlarla ilgilensinler’’ diye uyarmayı görev edindim!

Doğal olarak kızların her birinin farklı giyim tarzları vardı ve bütün kadınlar gibi alışveriş söz konusu olunca gözleri doymuyordu. Mağazada ne varsa, etekler, bluzlar, pantolonlarla kucaklarını doldurup doğru kabine giriyorlardı ardından şov ve benimle diyalogları başlıyordu.

‘’Nasıl?

‘’Güzel’’

‘’Doğru söyle’’

‘’Valla doğru!’’

‘’Peki bir de grisini deneyeyim bak bakalım o nasıl duruyor?’’

‘’Olur’’

‘’Bu nasıl olmuş?’’

‘’Cık, bej daha güzeldi.

‘’Saçmalama basenlerim ortaya çıkıyor çok kilo aldım!’’

‘’E ne var bunda erkekler bayılır!’’

‘’Terbiyesiz!’’

Bacakları güzel diye sürekli mini etek giyen bir kız vardı, onunla gittiğimde her yanımı ter basardı. Kız her tarafın altını üstüne getirir mini etek arardı bulamayınca da suratı beş karış gazeteye dönerdik.

Bir süre sonra kimi gün esmer kimi gün kumral kimi gün de sarışın bir kızla mağazaya gidip gelişlerim mağazanın erkek tezgahtarları arasında gülüşmelere neden olmaya başladı.

 Nitekim bir gün birini ötekine, ‘’Ne iş?’’ diye fısıldarken yakaladım. Çocuk arkadaşına baktı ve sırıtarak, benim duyup duymamamı pek de umursamadan, ’’Pezevenk herhalde!’’ dedi. Böylelikle benim onların kafasındaki imajım da belli oldu.

 Artık gazetede yanıma gelip,’’ Hadi Atalar’a gidelim diyen kızlara, ‘’Git başımdan sizin yüzünüzden adım pezevenge çıktı’’ diyordum, Ancak bu kez de onların eğlencesi olmuştum, ‘’Pezevenk Mahmut Pezevenk Mahmut!’’ diyen kahkahayı basıp kaçıyordu!

29 Haziran 2026

AŞKIN RENKLERİ

Yazı Masası'nda
bugün, Sana Uyandım kitabımdan bir şiir var

 

Ebem kuşağı

sonsuz renk varmış

pembe hayal

yeşil ela göz rengi

mavi gökyüzü ferahlık

beyaz suçsuz günahsız

kara 

 kapkara 

 cehennem karası

 körolası.

YAPAY ZEKA YALAN SÖYLER Mİ?

‘’Müjgan, bana hiç yalan söyledin mi?’’ ‘’Hayır. ‘’Emin misin? ‘’Bildiğim kadarıyla evet.’’ ‘’Bak, ilk yalanını şimdi söyledin. ‘’Nasıl?’...